Yasaklı

Ted Dekker ve Tosca Lee’nin Yasaklı isimli kitabını şimdi bitirdi. Faniler üçlemesinin ilk kitabıymış.

Ne hissediyorum? Kitabın serisinin devamı elimde yok . Macera yarım kaldı. Haliylen bir dram söz konusu. Ne olacak devamında merakıyla kalakaldım. Fakat okuması zor bir kitaptı. Bir saat ara verince okumaya son 1 sayfayı tekrar okumam gerekiyordu. 😳 Maceraya dahil olabilmek biraz emek istiyordu anlayacağınız.

Kitabın konusu şöyle:

Şuanki halinizde korku haricinde bütün duygularınızın yok olduğunu düşünün. Korku bu yeni düzene itaat edebilmek için ihtiyaç duyduğumuz duygu.

Sevgi aşk öfke tutku hırs heyecan hiç biri yok. Herkes durgun bir su gibi. Kurallar belli. Standardlar eşit. Kafalar rahat 😊 Sonra bir gün aralarından birisi bir miktar kanı içmek durumunda kalıyor ve duygularına kavuşuyor. Diğer insanların aslında ruhsuz ve kitaptaki ifadesiyle ölü olduğunu fark ediyor. Karakterimizin ismi Ron. Ron insanlığı tekrar duygularına kavuşturmak için bir mücadeleye girişiyor. 

Genel olarak beğendiğim bir kitap. Elimde diğer kitapları olsaydı hemen okumaya başlardım ama üç dört gün içinde serinin devamını bulamazsam muhtemelen hemencecik hikayeyi unuturum.

O yüzden yüz de yüz övebileceğim bir kitap değil

Ustam ve Ben, Havva’nın 3 Kızı

Merhaba,

Aylardır birşey yazmadığım bu sayfaya girince maalesef gözüme gözüme çarptı.Bu instagram beni mahvetti. Instagram’a ayırdığım vakit nedeni ile kitap okumamın azaldığını geç de olsa fark ettim 🙄Bir diğer sebep de okuduğum birçok kitabı sürükleyici ve etkileyici bulmamam. Sosyal medyanın esiri olmadan yine de sahalara dönmeye çalışacağım☺

Bu aralar  okuduğum son kitaplar Elif Şafak’ın Ustam ve Ben ve Havva’nın Üç Kızı kitapları oldu.

ustam

Ustam ve Ben’den daha çok etkilendiğim için önce ondan bahsetmek istiyorum. Bu romanın baş kahramanı filbaz Çota. Hindistan şahı tarafından Kanuni Sultan Süleyman’a hediye edilen beyaz filin peşinde Hindistan’dan İstanbul’a gelir.Sarayın hayvanat bahçesinde fili büyütmeye çalışırken saray ortamında kendine bir dünya kurar. Mihrimah Sultan’a aşık olur. Savaşlara katılır. Soytarılık yapar. Çingenelerle dost olur. Hapse girer. Çota’da macera çooook. Bu çılgın çocuk zaman içerisinde Mimar Sinan ile tanışır ve onun 3 kalfasından birisi olur. Kitabın bana keyif veren kısımları Sinan’dan , eserlerinden bahsedilen kısımlar ve onun Çota ile diyalogları oldu.

aşk gibiydi okumak da… neden, nasıl müptelası olduğunu, bilen zaten gayet iyi bilirdi; bilmeyene de anlatamazdin bir türlü

 Bu cümleye diyecek sözüm yok

Kitapta beni etkileyen ve mimariye farklı bakmamı sağlayan bir diğer söz de aşağıda yer alıyor:

Yalnız şunu unutmayın ki şehirlerde insanlar gibidir. Öyleyse sadece taştan ve ahşaptan yahut sokaktan ve abideden müteşekkil değiller. Onların da yüreği, beyni, midesi, ciğerleri var. İstanbul’da yaralanır ve kanar. Yapılan her gayrimeşru bina İstanbul’un kalbine çakılmış bir çividir. Her yangın ciğerlerine is doldurur. Bir şehre, tıpkı bir masuma merhamet ettiğiniz gibi acıyabilmeniz lazım. Yoksa dengeli kararlar alamayız. Herkes her yere inşaat kondurmak isteyebilir ama bu İstanbul’u üzer, incitir, bitirir. Buna hakkımız var mı? Şehirlerin dertlerini anlatmaya dilleri yok. Seslerini biz duymazsak kimse duymaz.

Naçiz Saray Mimarlarının Başı, Marangozlar Piri Habib-i Neccar’ın çırağı Fakir Sinan

Bu kitap yer yer sıkıcı. Bununla birlikte sizi alıp o döneme götürmeyi başarıyor. Bu nedenle ben okunacak kitaplar arasında yer verin derim.

havva 3

Havva’nın Üç Kızı kitabı ise okuduğum Elif Şafak kitapları arasında beni en az etkileyen oldu. Hikayesi çok akılda kalıcı değil. Kitabın temel fikir dini sorgulayabilmekle ilgili. İnançlarımızı sorgulamaktan korkmamamız, insanın gelişmek için inanmaya da, inandıklarından kuşku duymaya da ihtiyacı olduğunu savunuyor. Kitabın ana karakteri Peri, oldukça dindar bir anne ile Kemalist, kendince aydın, din konusunu çok önemsemeyen ve kızının tahsili konusunda çok hassas bir adamın kızı. Sürekli anne ve babasının farklı görüşlerinin arasında kalıyor, din konusunda da kafası çok karışık. Eğitim nedeni ile Londra’ya gidiyor. Orada  İranlı ateist bir kız olan Şirin ve İslam’ın gerekliliklerine göre yaşayan Mona ile tanışır. Bu üç kız da Teoloji profesörü Azur’dan “Tanrı” dersini alırlar. Kitap ağırlıklı olarak bu 3 kız ve profesör Azur arasında yaşananlar ile Peri’nin hayatını ve inancını sorgulayışını anlatıyor. Diğer yandan Peri evli ve çocuklu bir kadın. Günümüzde yaşadığı bu hayattan da bahsediliyor.

Açıkçası kitabın felsefik boyutundan ve din kavramını işleyişinden  etkilenmedim. Konu da çok sürükleyici olmadığı için maalesef bu kitap unutup gideceklerimden olacak.

Elif Şafak’ın her kitabında olduğu gibi bunda da yine insanı düşündüren, ne güzel yazmış dedirten cümleleri var. Onedio bunları derlemiş. Ben tekrar yazmayayım diye düşündüm 🙂 Lİnki inceleyebilirsiniz.

https://onedio.com/amp-haber/720177

Sputnik sevgilim

sputnik-sevgilim-kitabi-haruki-murakami

Yanlızlık… Kitabın teması

Yarım kalmış gibi bitiyor birden. Su gibi akıp gidiyor konusu ve sonra kalakalıyor insan elinde kitapla. Nasıl bitti bu hikaye şimdi, bu mutlu son mu, ben anlamadım ama diğer okuyanlar anlamış mıdır gibi kafada  deli sorularla 🙄

Bu kitapla Aynı anda 1q84’ü de okuyordum çünkü biraz arızalı bir yapım var 🙄 Sonra yüreğim Sputnik Sevgilim’i seçti.

Sputnik yol arkadaşı demek Rusça’da. İsim arkadaşlıkla ilgili de olsa hikayede kahramanlar kendilerini hep yanlız hissediyorlar. Aşık oldukları kişinin yanında da onun yokluğunda da bu histen kurtulamıyorlar. Paralel evrenlerde bir yarılarını kaybetmiş gibiler ve her iki benlikleriyle de mutluluğa uzak görüyorlar kendilerini.

İki kadın ve bir erkek kahramanımız var. Birisi genç bir öğretmen. Onun aşık olduğu kadın  Sumire aynı zamanda en iyi arkadaşı ve hayali de bir gün roman yazabilmek. Sumire günün birinde Mui isminde bir kadına aşık olur. Bu aşk ona en büyük hayalini bile unutturur ve bir vazgeçişle onunla gittiği Yunanistan gezisinde ortadan kaybolur.

Kitabın konusunu detaylı anlatmak istemiyorum çünkü bu kitabı okutan içerisindeki duygu geçişleri, gizemler, kahramanların gizli sırları…

Sumire’nin aşkı tanımlayışı muhteşem örneğin

Sen benim bir parçamsın… Ben âşık oldum. Şüphe yok. Buz soğuktur, gül kırmızı. Ve bu aşk beni sürükleyip bir yerlere götürmeye çalışıyor; öyle güçlü bir akıntı ki ondan kendimi korumam neredeyse olanaksız. Ama artık dönüş yok. Kendimi bu akıntıya bırakmak dışında bir şey yapamam. Yanıp kül olsam da, yok olup gitsem de.

Ben kafamda belirsizliklerle bitirdim ama çok keyifle okudum. Öneririm 😊

Önce biraz serzeniş. Bu aralar kitap seçiminde zorlanıyorum. Çok fazla kitap bloğu yok fikir alabileceğim. Bu nedenle instagramdan kitap paylaşımı yapan kişilerin yorumlarını okuyup birkaç kere satın aldım. Maalesef bugüne dek 1-2 tanesi dışında hoşuma giden olmadı. Niyetim kimseyi karalamak değil ama ciddi ciddi bu sayfaların takipçi sayısını arttırmak, korumak amaçlı amacından saptığını düşünüyorum. Hatta içerikleri sürekli kılmak için kitapları yarım okuyup da paylaşıyor olabilirler. Ben kendim de dönem dönem instagramda okuduklarımla ilgili paylaşımda bulunuyorum. Bu işi hakkıyla yapanlar da var ama çok az. Güzel kitap  fotoğrafları gözümü boyadı zannımca 🙄

Artık kararım instagram yorumlarıyla kitap seçme olayını azaltmak. Varsa çok beğendiğiniz isimler onları takibe de hazırım. ☺️ Yeterki okuyalım, öğrenelim, keyif alalım. Boşa giden hem zaman, hem para. Hayal kırıklığı da cabası.

Gelelim kitabımıza.

Eş, instagram tavsiyesi ile aldığım bir kitap. Beni cezbeden ismi ve sade kapak tasarımı oldu. Okurken de bu sadelik kitabın iç tasarımında ve yazarın dilinde hissediliyor.

Bununla birlikte yazarın yazım tarzı çok farklı. Anlatması zor. Şiir gibi, dörtlükler kullanarak yazmış romanı. Ben ki aynı anda birden fazla kitap okurum ve konuları karıştırmam bu kitabı okurken bir gün ara verdim, o arada tüm konuyu unuttum.

Konuya gelirsek bir çiftin tanışması, evlenmeleri ve ilişkilerinin zaman içerisindeki yıpranmasından sonra tekrar ilişkilerini toparlamaya çalışmalarından bahsediyor. Son 20-30 sayfada gerçekten kalbime dokunan (Türk filmi gibi oldu ama ) cümleler ve tasvirler okudum. Bununla birlikte hikayenin başı hiç sürükleyici değil.

Farklı bir yazım tarzı olduğu için sevenler olacaktır bu kitabı bununla birlikte ben hikayeyi çok yetersiz buldum.

Kitabın arkasındaki şu notu aldanmayın lütfen “Tasviri imkânsız… Etrafınızdaki duvarları yerle bir edecek.”

Benim için bu kitap 😒